• clutchnbackpack@gmail.com

Sıva Kolları, Geldi Mülakat Zamanı!

En son güncellendiği tarih: Haz 5


Yurtdışında yaşama isteğimi İtalya'da yüksek lisans yapmak kesmedi. Başta karmaşık gelen 'yurtdışında okuma' fikri, zaman içinde 'Asıl olay yurtdışında çalışabilmekte' şeklinde evrimleşerek daha challenger bir hale geldi. Ki benim dönemimde İtalya'nın ekonomik durumu sebebi ile iş bulmak zorlaşmıştı. Çoğu arkadaşım ve ben (tabii özel sebeplerin de etkisi ile) tutunamayanlar olarak diplomamızı alıp döndük. O zamanlar kapıları tamamen kapadık sandık ama Türkiye'de pişen bir çalışan için yurtdışında iş bulmak, yurtdışında çalışmak cok da zor değil. 'Hoşgeldik :)' yazımızda da değindiğimiz gibi hem insanımız hem kültürümüz dibine kadar çaba ve çalışkanlık barındırıyor. Bilmesek de öğrenmeye programlıyız, bir iş tamamlanamadığı zaman (bu tavır aslında yanlış da olsa) kendi zamanımızdan ödün vererek özverili davranabiliyoruz.

Kariyerimin ilk zamanlarından beri aklıma düştükçe değişik ülkelerde iş tanımıma uygun iş arar, beğendiklerime başvururdum. Ama sistematik bir hali yoktu, ben bile yaptığım başvuruyu yaptıktan 2 saniye sonra unuturdum.


Artık bu sene ciddi davranmaya karar vererek erkek arkadaşım da ben de bu işi bir sistematiğe oturttuk ve yazılımcı olmasının da avantajıyla kendisi Amsterdam'da hemen (hemen = 3ay, benimki 1 yıl sürdü) istihtam edildi :) Bizde sevdiğinin peşinden kar kış demeden gidilir ( ki tam Turkiyem de bahar yelleri eserken Amsterdam ayazına geldim). O yüzden artık benim için dönüş yoktu. Uzun süre yapılan başvuruların bir kaçı beni mülakata girebilecek adıma kadar getirse bile bir türlü yüz yüze görüşme aşamasına gelemedi.

2015 yılı Aralık ayında erkek arkadaşımın gireceği bir mülakat sebebiyle gelip, yaklaşık bir hafta geçirdikten sonra iş ve özel hayat dengesini görüp 'işte budur' demiş ve Amsterdam'ı markaja almıştık zaten. Sinsi sinsi yaklaştık ona, adım adım...:))

Şimdi anlatacaklarım işin yaka silktiren tarafı. Kendi iş tanımıma uygun olarak anlatacağım ama bilin ki farklı iş tanımları için de süreç değişmeyecektir. Herşekilde yürüdüğünüz yolda önünüze çıkan sorunları tanımlayıp çözmek için aksiyon almanız gerekecektir. Umarım benim örneğim diğer meslek gruplarındaki arkadaşlara da yardımcı olur.

Bahsettiğim 1 sene benim için o kadar kısa sürmedi. Uzun bir süre aynı şirkette çalışmanın getirdiği 'dünya bu şirket etrafında dönüyor' hissiyatından kurtulup etrafımdaki yeni şeyleri öğrenmeye başlamam ve bunları uygulamaya çalışmam 1 yıl 1 ayımı harcamamı gerektirdi. Yaa +1 de ayı var aslında.

Linkedin'den ve bazı yerel sitelerden yapılan başvurular ile başlayan yeni iş bulma maceram ne kadar çok başvuru yaparsam yapayım can bulmadı. Belli ki kaçırdığım bir nokta vardı. Bunlardan ilkinin SCRUM ve Agile ile ilgili olan bilgi eksikliğim olduğunun farkına varmamla sorunun adını koymuş oldum. Yani 'sorun' sorun değil çözeriz, yeter ki ne duğunu bilelim:) Method olarak Waterfall kullanılan bir şirkette çalıştığım için maalesef ne kadar okusamda Amsterda'da iş yapış biçimi olarak benimsenmiş Agile'ı tam kavrayamamıştım. Ki soruyorlardı. Ama şanslıymışım çok geçmeden şirketim Agile methodunu kullanarak çalışma kararı aldı ve ilk kurulan takımlardan birinde takım üyesi olarak rol aldım. Bir de dedim kuş kondurayım, Scrum.org üzerinden iş analistliğine en yakın rol olarak gördüğüm Product Owner'lık sınavına girerek sertifikamı aldım, tescillendim.

SCRUM/Agile methodu ve Product Owner'lık derken, artık kendimden daha emin adımlarla iş başvurularına devam edebildim. Belli bir süre, Linkedin'den yazmadığım headhunter, işe başvurup İK'sına motivasyonu belirterek özel mail atmadığım iş kalmadı galiba. Bu arada iş arama sürecinizde kesinlikle Linkedin Premium kullanmanızı öneririm. Linkedin Premium;

  • Sizinle birlikte aynı pozisyona başvuran kişilerin eğitim seviyesi, hangi ülkeden başvurduğu, mevcuttaki iş profillerinin detayını öğrenebilmenizi,

  • Başvuruların içerisinde profil olarak yüzde kaçın içerisine girdiğinizi görmenizi,

  • Benzer işlerde verilen maaş aralıklarını ne olduğu bilmenizi,

  • Başvurduğunuz işyerinin son seneler içerisinde yüzde kaç oranında büyüme oranına sahip olduğunu öğrenmenizi,

  • Sadece başvuru yaptığınız şirketlerin İK'sının görebileceği iş arama amacınızı verebileceğiniz bir ön yazı yazabilmenizi,

  • Başvurduğunuz iş ilanını veren İK ile direk iletişime geçmenizi sağlıyor.

Başvurularım sonrasında Türkiye'deki mülakat aşamalarından çok farklı olmayan İK mülakatlarına girdim. Buradaki tek fark hayatında kendini 5 sene sonra nerede görüyorsun sorularından ziyade benim kişiliğimi, Amsterdam'a taşınma motivasyonumu sorgulayan sorular üzerinden ilerlememiz oldu. Onlara söylemedim ama hergün 2,30 saat geliş, 2.30 saat dönüş yolumu bilseler işe aldıkları gibi saygı nişanemi de takarlardı :)) Yönetici ve üstler ile yapılan mülakatlar genellikle Skype'dan ilerledi sonrasında da case study'ler...

Uzaktan yapılan telefon görüşmeler, skype görüşmeleri ve case study'ler sonrasında son aşama olan yüzyüze görüşmeler için ise genelde uçak ve otel paranızı karşılanarak Amsterdam'a gelmeniz bekleniyor. Yüzyüze görüşmelerde genellikle herşey baştan alınıyor. Yine bir İK ve peşine takımda beraber çalışılacak olan bir işkolu ve yönetici ile yapılan görüşme ile son buluyor. Şanlıysanız, maksimum 3-4 gün içerisinde de size bir teklifle dönüyorlar :) Yüzyüze görüşme genellikle tüm gününüzü alıyor çünkü öğle yemeğini de kapsayacak şekilde yapılan görüşme planında, şirketin ruhunun sizin tarafınızda nasıl bir etki yaratacağını da anlamanız bekleniyor. Hem belki de siz beğenmeyeceksiniz. Yani biraz karşılıklı ihtiyaç ve beklentilerin karşılanıp karşılanamayacağı belli oluyor.

Headhunter'lar ile yaptığım görüşmeler ise, genellikle özgeçmiş üzerinden başlanarak sonrasında sanki derdimi anlatmak için kahve içmeye çıkmışız havasında ilerleyen görüşmeler oldu. Ama yaşadığım 5 Headhunter görüşme deneyimim sonrasında diyebileceğim, telefonu ne kadar harika, süper profil vb. cümlelerle kapatsalarda işin sonunda pek elleri dolu geri dönemediler. O sebeple Headhunter'larla yapılan görüşmelere çok bel bağlamayıp, bu görüşmeleri İK mülakatlarına kendinizi hazırlamak için birer deneme sürümü olarak görmenizi tavsiye ederim.

İstediğiniz bir pozisyon mülakatı sonrası alınan maaş teklifi için ise, şirketler arasında yan haklar dışında sunulan senelik brüt gelirin çok değişmediğini söyleyebilirim. Teklifi kabul etmeden önce relocation paketleri var mi yok mu öğrenmenizi tavsiye ederim. Çünkü bazı şirketler siz sormadan önünüze böyle bir şey getirmeyebiliyor. Taşınmanız için konteynır gereksinimi, ev bulana kadar kalma masrafı, ulaşım masrafları vb. şeyleri kapsayabilen bu paketler şirketten şirkete farklılık gösterebilmektedir. Bir diğer ve en önemli konu ise şirketin çalışma vizesi için size sponsor olmak isteyip istemediği konusu...İş bulma konusunda en büyük engel olarak önümüze çıkan bu evrak işleri ile maalesef çok fazla şirket uğraşmak istemiyor. Ama teknoloji sektöründe iş gücü olarak çok fazla kaynakları olmadığı için, bu konuda şirketlerden 1-0 önde başlıyorsunuz. Yani boşa demiyorlar digital, yazılım geleceğin mesleği diye :)

Sevgiler,

Naz

Clutchnbackpack


#işbaşvurusu #mülakat #istanbul #amsterdam #skype #linkedin #linkedinjobsearch #productowner #linkedinpremium #headhunter #jobsearch #yurtdışındaalışmak #işaramak #işhayatı #yeniiş #clutchnbackpack

64 görüntüleme
  • Instagram Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Facebook Social Icon