• clutchnbackpack@gmail.com

Anlatıyorum... Sene 1997

En son güncellendiği tarih: Haz 5



Bir 90’lı olarak 1997’de ne oldu? Ne olacak okula başladım. Ve kaç sene geçmiş, hala o sınıfa girerken içinde bulunduğum hissiyat ve kafamda yer alan fikirlerin %95’ine birebir sahibim.

Deli gibi ağladım. Annem saatlerce sınıfın kapı aralığına elini koyup ayakta bekledi ‘Gitmedim, burdayım’ demek için. Ama yok. Öğretmenin tek bir lafını dinlemedim. Annemi değil sadece kapı aralığının tutan parmaklarını görebiliyordum ve 2 saniye bile çekse kalkıp orda mı diye bakıyor geri oturuyordum. Yine de bütün tedbirliliğime rağmen kendimi örgün eğitimin kucağında buldum.

O gün hocamız malum çubuk çekme ödevimizi verdi. 100 bilmem kaç sola yatık, 100 bilmem kaç sağa yatık, sonra yuvarlaklar falan. Akşam evde defteri elime aldım ,başlarım böyle işe dedim geri bıraktım.

Sonra 1. Sınıf iğrenti ve bulantılarla bir şekilde bitti, annem hiç okuyamayacağım sandı ama kısmette 2. sınıfa başlamak da varmış, başladım. Naz da benden 2 yaş büyük ama 3 dönem üstte ve çok çalışkandı. Ödev mödev anında eve gelir gelmez başına oturur, yalar yutar bitirirdi.

O aralar Naz bir kitap okuyor. Yazar İpek Ongun, kitap Bir Genç Kızın Gizli Defteri. Ben henüz küçüktüm okuyamadım. Ama Naz etkilendi günlük yazmaya başladı. Naz’ın ödevi dersi hiç ilgimi çekmedi ama günlüğü çekti.

Öğretmenimin istemediği, ben istediğim için benim olan bir defter ve kalemler. Ne istersen yaz, istersen resim çiz, kenar süsü yap. Öğretmenim kenar süsüne de kızıyordu sanki. Neyse ben bi başladım tutana aşkolsun 10 sene günlük yazdım. Günlük de değil, yazdım. Sevdim yazmayı, yazdım. Kendim için. Yazdıkça da geliştim. Kitaplar da öyle, okudukça sevdim sevdikçe okudum.

Sizinkileri bilmem ama benim öğretmenim kitap okumazdı. Okusa biraz belli olurdu. Allahtan okumuyor ve okutturmaya çalışmıyordu da kitaplardan soğumadım.

Velasıl sevmedim organik olmayan hiçbir öğrenmeyi, soru gelir diye hazırlanmayı, anlamadığımı soramadan kabul etmeyi, hep öğretmeni dinlemeyi sevemedim.

Ne vardı öğretmen hanım dersin ortasında çıkartıp beni tahtaya ‘Hadi bize bir hikaye anlat’ deseydi. Ya da ‘En son ne öğrendin söyle bakalım. Ama okulda değil kitapta, filmde, bahçede, markette ne öğrendin.’

Yani gel gelelim o demedi, ben anlatmadım. Aptal görünmek de umrumda değildi ki muamelesini gördüm. Hala organik öğreniyorum. Ve bu yöntemi de çok seviyorum. Halbuki hem okulda hem iş yerinde dezavantaj. Çünkü organik öğrenme spontan, raslantısal ya da kişinin iç motivasyonuna bağlı olarak oluşur. Kime ne senin motivasyonundan. Bilinmesi gerekenler belli. Hobi olarak yine yap ama önce bunu yap. Sonra nasıl olsa ne hevesin ne vaktin kalacak.

Sen fark etmeden ne bileceğini söylüyorlar. Bunu bilecek, bunu öğreneceksin. Beyninin odalarını daha gözün açılmadan işgal ediyorlar. Ayıp mı? Çok ayıp. Keşke yapmasalar.

Sevgiler,

Poli

Clutchnbackpack

#öğrencilik #90lar #ilkokul #okumak #öğretmen #eğitim #1997 #clutchnbackpack #çocukluk #blog

14 görüntüleme
  • Instagram Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Facebook Social Icon