• clutchnbackpack@gmail.com

3 Günde Edinburgh

En son güncellendiği tarih: Haz 5

Geçen sene Paris kaçamağının benzeri bu sene Edinburgh için gerçekleşti.

Yoğunluk içinde sanki hiç kıpırdayamayacağım gibi geliyordu ama iyi ki bu gezide Okan’a katılmışım. J.K Rowling gibi ben de burda yazayım, Edinburgh tılsımı bana da geçsin dedim, bu satırları yazdım ama ancak yayınlayabiliyorum.


Edinburgh gezisine Naz ve Neco da katılacaktı fakat planları uymadı. Aslında Okan'ın İskoç'ya daki UEFA kursu için geldik. O futbol serüvenindeki yol arkadaşı Arda ile kurstayken ben de ilk defa yurtdışında bir şehri kendi başıma gezdim :) Ama hiç de fena olmuyormuş bilmediğin bir şehri tek başına gezmek. İlk defa ana dili gerçekten ingilizce olan bir ülkedeyim, bu da işinizi baya kolaylaştırıyor. Sabahları kendi başıma özgürce gezmek, girmedik delik bırakmamak, akşam da Okan ve Arda ile buluşup İskoç barlarında takılmak Mamma Mia!


Hava benim şansıma yağmurlu değildi, sadece biraz soğuktu ama dondurucu bir durum da yoktu. Edinburgh, yürüyüşçüler için iyi bir şehri olabilir. Adım başı bir güzellik, bir galeri, bir mağaza olduğundan bir şey kaçırmak istemiyorsanız yürümeniz gerekiyor. Zaten merkezin tamamı yürüyerek gezip bitirilebilecek kadar küçük.

Ben öncelikle müzeleri kafaya koydum. Toplamda bir modern sanat galerisi, iki de müzeye girdim.


1. Scottish National Gallery

2. National Museum of Scotland

3. Edinburgh College of Art - Modern Art Exhibitions (Pazartesi günleri ücretsiz giriş)


Daha benim girmediğim bir sürü fantastik müzesi var ama sadece National Museum of Scotland'ı gezmek bile tam bir gününüzü alıyor. Kesinlikle pişmanlık içermez, birkaç foto bırakıyorum, anlayacaksınız.



Edinburgh Kalesi şehir merkezinin manzarasını süslüyor. Kaleye çıkmak kolay, çok tepede değil ve çıkılan yol boyu da hala şehir merkezindesiniz. Ayrıca Victoria Street'ten de bağlantısı var. Küçük olduğu için her yer her yere çıkıyor.


Victoria Street, Harry Potter hayranları için bir cennet. Hem büyücülük dünyasına ait ürünler bulabilirsiniz, hem de kendinizi gerçekten Diagon Alley de hissedeceksiniz. Karlı bir günde gitmek ve Butterscotch içmek lazım. Şaka değil...





Eğer ortam biraz Witcher'a biraz Penny Dreatful'a dönsün isterseniz mezarlıklara da uğramadan dönmeyin. Mezar taşları üzerindeki yazılar biraz üzücü olabiliyor. Salgınlar sebebi ile verilen kayıplar yüzyıllık taşların üzerinden okunabiliyor. İnsanlar 10-15 çocuk sahibi fakat bunlardan elde kalanlar sadece bir ikisi, kaybedilenler de genelde bebek yaştalar. Sıkıntılı zamanlarmış. Taşlarda meşru 'Memento Mori' ibarelerini de görebilirsiniz. O ne derseniz buyrun Ekşi Sözlük size anlatsın.


Kısacası küçük bir alanda bolca müze, dükkan, bar, kafe, park var. Küçüklüğüne güvenerek aheste davranmayın derim. Benim Edinburgh'da yaşama imkanım olsa yaşamak isterdim. Tek şüphem yağmur. Çünkü ben kurak zamanına denk geldim galiba :)


Sevgiler,

Poli

Clutchnbackpack

30 görüntüleme
  • Instagram Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Facebook Social Icon